Görsel Sanatlar Zümresi


Görsel Sanatlar


BİR CUMHURİYET KADINI OLARAK BERKSOY

İlk Türk kadın opera sanatçısı ve ressam Semiha Berksoy, 1910 yılında İstanbul’da doğar. İlk resim derslerini annesinden alan Semiha Berksoy 1929’da yaptığı resimlerini de alıp Güzel Sanatlar Akademisinin kapısını çalar. Resimleri çok beğenilir ve ücretsiz olarak Güzel Sanatlar Akademisine başlar. Resim yapmadan duramam diyen sanatçı, resim yapmayı yemek yemek kadar önemli görür. Berksoy aynı dönemde İstanbul Şehir Tiyatrosunda sesiyle üne kavuşur, Türk ve Avrupa operetlerinde oynar.

Yüksek dramatik soprana olarak Ankara Devlet ve Opera Balesinin baş solistlerinden olur. Ulu Önder Atatürk tarafından 19 Haziran 1934 tarihinde takdir edilen Berksoy, ilk Türk operası olan Adnan Saygun’un bestelediği “Özsoy”da Ayşim başrolünü oynar. Aynı yıl devlet bursuyla gittiği Almanya’da Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümünü birincilikle bitirir.

Avrupa’da sahneye çıkan ilk Türk opera primadonnası olur. Türkiye’ye 1940 yılında dönen Semiha Berksoy “Il Travatore” operasındaki rolüyle 30. sanat yılı jübilesini yapar. “Deli Dolu” ve “Lüküs Hayat” operetlerinin ilk icrasını da gerçekleştirir. Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin 50. yılında, TBMM tarafından ilk kadın opera sanatçısı olarak “Atatürk Opera Ödülü”ne layık görülür.

Sanatçı, 1961 yılından başlayarak Türkiye ve yurtdışında birçok resim sergisi açar, Avan-gard denilen modern türde resimler yapar, 1998 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanını alır ve 75 yıllık sanat yaşamına birçok başarıyı sığdırır.

Ünlü arama motoru Google da “Semiha Berksoy'un 109. yaş günü” nedeniyle 2019 yılında doodle tasarımı hazırlamıştır.

Sanatla Kalın .

Görsel Sanatlar Zümresi




“Ayrıntı ustası ve naif”

HENRİ FÉLİX ROUSSEAU


1844 yılında Fransa’da bir muslukçunun oğlu olarak dünyaya gelen ressam, lise eğitimden sonra babası vefat edince gümrük memuru olur. Mesleği nedeniyle Le Douanier (gümrük memuru) lakabı ile de anılır. Ciddi olarak resim yapmaya kırklı yaşlarının başında başlar, 49 yaşında da işinden emekli olarak sanatına yoğunlaşır. Doğadan başka kimseden bir şey öğrenmediğini söyleyen Rousseau, hiçbir zaman Fransa’yı terk etmemiş veya vahşi bir orman görmemiş olmasına karşın, vahşi orman resimleri ile ünlüdür. Kitaplardan, botanik bahçelerinden ve doldurulmuş vahşi hayvanlardan ilham alarak resmettiği tablolar, onun kendine özgün tarzını günümüze taşımıştır. Sanatçı, “Manzaralı Portre” adını verdiği bir tür geliştirmiştir. Resimlerinde şehrin en sevdiği yerlerini çizip önüne de birinin portresini yapmıştır. Yaşamı boyunca maddi güçlükler yaşayan ressamın bir resminin boyanıp tuval olarak kullanmak üzere satıldığını gören Pablo Picasso, Rousseau’nun dehasını fark etmiş ve onunla tanışmaya gitmiştir. Picasso, 1908 yılında stüdyosu Le Bateau - Lavoir’da Rousseau’nun onuruna bir ziyafet vermiştir. Rousseau’nun çalışmaları Picasso’yla başlayarak diğer birçok sürrealiste büyük bir ilham kaynağı olmuştur.

Ölümünün ardından tabloları, en ünlü sanat müzelerinde sergilenip milyonlarca insanın beğenisine sunulan Rousseau anısına sergiler açılmış, kitaplar yazılmış, hakkında övgü dolu cümleler sarf edilmiştir.

Sanatla kalın …

Cinque Terre
Cinque Terre
Cinque Terre
Cinque Terre
Cinque Terre
Cinque Terre

İbrahim Çallı


Ülkemizin gurur kaynaklarından biri olan İbrahim Çallı, Türkiye’de resim sanatının en bilinen isimlerinden biri. Onu tanımak ve eserlerini öğrenmek genel kültürün için oldukça önemli.

  • İbrahim Çallı, 1882 yılında İzmir’de doğmuştur.
  • Askeri okul için İstanbul’a gelen Çallı, 1 yıl beklemek zorunda kalmış, iddialara göre parasını da çaldırınca İstanbul’da zor günler geçirmiştir. Farklı işlerde çalışmak zorunda kalan Çallı, kendisiyle aynı handa kalan Vefa Lisesi öğrencilerin arasına katılarak onların resim dersi aldıkları hocalardan ders almaya başlamıştır.
  • Daha sonra, Şeker Ahmet Paşa’nın oğlu İzzet Bey’le tanışmış ve bu sayede Şeker Ahmed Paşa’ya tarafından fark edilerek şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan dönemin Sanayi-i Nefise Mektebi’ne 1906 yılında kaydolmayı başarmıştı.
  • Osman Hamdi Bey gibi figür geleneğini bilen öğretmenlerden oluşan bu okulu, üstü başı başarı ile ozaman 6 yıl olan okulu 3 yılda bitirmiştir.
  • 1910 yılında burs sınavını kazanarak Ecole Naile ionale des Art Decoratifs Fernand Cormon atölyesinde 4 yıl resim eğitimi almaya Paris gitmiştir.
  • Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla yurda dönen Çallı, canlı ve parlak renkleri serbest fırça darbeleriyle kullanmasıyla ayırt edilen eserleriyle Türk resmine yeni bir soluk getirmiştir.
  • Viyana ve İstanbul sergilerine katılan Çallı, İstanbul sergisinde “Sanayi-i Nefise Madalyası” kazanmış ve böylece 1914 Kuşağı ressamları “Çallı Kuşağı” adıyla anılmaya başlanmıştır.
  • Çallı ve kuşağı fotoğrafa bakarak resim yapma alışkanlığını yıkmış, manzara resimlerini ve natürmortları doğadaki gerçek hallerine bakarak yapan ressamlar olarak Türk sanatına imza atmışlar, onların sayesinde ilk kez kadın resimleri yapılamaya başlanmıştır.
  • Tablolarında kullandığı gerçekçi renkler resim sanatında tutunmasına, belki de bu kadar çok sevilmesine yol açmıştır. Empresyonist eserler verse de nü çalışmalarında figür ve mekan kurgusunu bütünlük içinde yansıtmıştır. Janr tarzı eserleri de bulunan sanatçı Türk resim sanatını modernize etme çalışmalarında öncü olarak adının anılmasına sebep olmuştur.
  • Çallı, Türk resminde ilk nü (çıplak) çalışan ressamı olarak da ünlenmiştir.
  • Sonraları manzara ve natürmortların yanı sıra Atatürk devrimlerini ve özellikle Kurtuluş Savaşı’nı konu alan resimler yaptı. Atatürk, Çallı yı Çankaya’ya davet ederek, portrelerini yaptırmıştır.
  • İbrahim Çallı, 1947 yılında emekli oluncaya kadar İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde adına açılan atölyede resim öğretmiştir
  • Iyi ki geçmiş bu dünyadan dediğimiz Çallı, 22 Mayıs 1960 yılında vefat etmiştir

Sanatla kalın…


Mr Doodle (Sam Cox)


Daha çok Mr.Doodle(Bay Doodle) takma adıyla bilinen genç bir İngiliz sanatçı Sam COX. Sıradan bir çizer ya da hayalperestten çok daha ötesi.

Okul sıralarında arkadaşlarının t-shirtlerini, duvarları boyayarak başladığı çizerliği bugün halka açık alanlara çizdiği Doodle larla ve MTV, Adidas veya WeWork gibi markalar ile yaptığı işbirliğiyle daha da popüler olmuş durumda.

Telefon kaplarından kanepeye, duvarlardan metro istasyonlarına kadar birçok yeri dakikalar içinde sokak sanatına dönüştüren sanatçı, uygun gördüğü tüm nesne ve yüzeyleri yeni anlamlar, hikayeler yaratmak için kullanıyor.

Sanat ve eğlencenin benzersiz karışımını bize sunan Mr Doodle, sanatındaki amacının tüm evreni çizmek olduğunu söylüyor. Hobisini işten öte yaşam şekli haline dönüştüren sanatçı, özgün bakış açıyla öğrencilerimize ilham vererek eğlenceli dünyasına sizleri de davet ediyor!


Çocukların Renkli Dünyası Doodle Art İle daha da renkleniyor.

Doodle Art Nedir?

Doodle kelime olarak karala anlamına gelen, genelde telefonla konuşurken yaptığımız karalamalar yada sıkıldığımızda not defteri üzerine yaptığımız çizimler gibi düşünebileceğimiz ama içeriğinde görseller, grafikler, yazılar, karışık görünümlü çizimlerin olduğu ve son zamanlarda bir çizim sanatı olarak kabul edilen sanat türüdür.

Doodle çizmek rahatlamak ve gevşemek için mükemmel bir yoldur. Konsantre olma yeteneğini, yaratıcılığı ve tasarım çizgilerini geliştirir.

Popülaritesi her geçen gün artan Doodle desenleriyle yaratıcı çalışmalar yapmayı herkes denemeli.

Sanatla kalın... | Görsel Sanatlar Zümresi